Glokom (Göz Tansiyonu)
Glokom, göz içi basıncının artması veya optik sinirin basınca duyarlılığının fazla olması sonucunda optik sinir liflerinin zamanla hasar görmesiyle ortaya çıkan, tedavi edilmediğinde geri dönüşsüz görme kaybına yol açabilen kronik bir göz hastalığıdır. Halk arasında 'göz tansiyonu' olarak da bilinen glokom, dünya genelinde önlenebilir körlüğün önde gelen nedenlerinden biridir ve çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlediği için düzenli göz muayenesiyle erken yakalanması büyük önem taşır.
Glokom Nedir?
Göz içinde sürekli üretilen ve dolaşan berrak bir sıvı olan aköz humor, göz küresinin şeklini korumasını ve içindeki dokuların beslenmesini sağlar. Bu sıvı, trabeküler ağ adı verilen bir süzgeç yapısından geçerek göz dışına drene olur. Üretim ile drenaj arasındaki dengenin bozulması, göz içi basıncının (GİB) normal sınırların üzerine çıkmasına neden olur. Yükselen basınç, optik siniri oluşturan milyonlarca sinir lifine zamanla baskı yaparak bu liflerin tek tek işlevini yitirmesine yol açar.
Önemli bir nokta, glokomun yalnızca yüksek göz içi basıncından ibaret olmadığıdır. Bazı kişilerde göz içi basıncı normal sınırlarda ölçülse dahi optik sinir hasara uğrayabilir; bu durum normal basınçlı glokom olarak adlandırılır. Dolayısıyla glokom, basınç değerinden çok optik sinirin basınca karşı dayanıklılığı ve buna bağlı gelişen karakteristik hasar deseni ile tanımlanan bir hastalıktır.
Optik sinir, göz içindeki görüntüyü beyne ileten kablo demeti gibi çalışır. Bu demetteki lifler bir kez kaybedildiğinde yeniden oluşmaz; bu nedenle glokomda tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, mevcut olan görme alanını ve görme keskinliğini olabildiğince uzun süre korumaktır.
Neden 'Sessiz Hastalık' Olarak Adlandırılır?
Glokomun en sinsi yönü, çoğu türünün hiçbir ağrı, kızarıklık veya belirgin görme bulanıklığı yapmadan ilerlemesidir. Optik sinirdeki lif kaybı genellikle önce görme alanının en dış (periferik) kısımlarında başlar. Beyin, iki gözden gelen görüntüleri birleştirip eksik alanları otomatik olarak tamamlama eğiliminde olduğundan, kişi çevresel görme alanındaki daralmayı uzun süre fark etmez.
Hastalık ilerledikçe görme alanı kaybı yavaş yavaş merkeze doğru yaklaşır. Ancak bu noktaya gelindiğinde optik sinirdeki hasarın önemli bir kısmı çoktan gerçekleşmiş olur. Merkezi görmenin etkilenmesiyle birlikte okuma güçlüğü, çarpma-tökezleme sıklığında artış veya araç kullanırken çevresel cisimleri fark edememe gibi şikayetler ortaya çıktığında hastalık genellikle ileri evreye ulaşmıştır.
Glokom Tipleri
Glokom tek bir hastalık değil, farklı mekanizmalarla ortaya çıkan bir hastalık grubudur. Tedavi yaklaşımı, glokomun türüne göre önemli ölçüde farklılık gösterir.
| Tip | Mekanizma | Seyir | Öne Çıkan Özellik |
|---|---|---|---|
| Açık açılı glokom | Trabeküler ağın kendisinde yavaş tıkanma | Kronik, yavaş ilerleyen | En sık görülen tip; genellikle belirti vermez |
| Dar açılı glokom / akut kriz | İris ile kornea arasındaki açının tıkanması | Ani, hızlı ilerleyen | Acil müdahale gerektiren göz ağrısı ve görme kaybı yapabilir |
| Normal basınçlı glokom | Normal GİB'e rağmen optik sinir hasarı | Kronik, yavaş ilerleyen | Optik sinirin basınca duyarlılığı artmıştır |
| Psödoeksfoliatif glokom | Merceğe ve trabeküler ağa biriken beyaz-gri madde | Değişken, bazen hızlı ilerleyen | İleri yaşta sık görülür, tedaviye yanıtı değişkendir |
| Konjenital (doğuştan) glokom | Drenaj sisteminin doğuştan gelişim bozukluğu | Bebeklik döneminde ortaya çıkar | Işıktan rahatsızlık, sulanma, büyük görünen göz ile fark edilebilir |
| Sekonder glokom | Travma, iltihap, uzun süreli kortizon kullanımı gibi nedenlere bağlı | Altta yatan nedene göre değişir | Öncelikle asıl nedenin tedavisi gerekir |
Açık açılı glokom, toplumda en sık rastlanan tiptir ve genellikle her iki gözü de etkileyen, yıllar içinde sinsice ilerleyen bir tablo çizer. Dar açılı glokom ise mekanik olarak farklı bir sürece dayanır; iris kökünün trabeküler ağı tıkaması sonucu göz içi basıncı saatler içinde çok yüksek değerlere ulaşabilir ve bu durum akut glokom krizi olarak adlandırılır.
Risk Faktörleri
- İleri yaş (özellikle 40 yaş üzeri)
- Ailede glokom öyküsü bulunması
- Yüksek miyopi veya hipermetropi
- Diyabet ve kardiyovasküler hastöyküsü
- Uzun süreli kortikosteroid (kortizon) kullanımı
- Göz travması geçmişi
- Psödoeksfoliasyon sendromu varlığı
- İnce santral kornea kalınlığı
- Migren ve düşük kan basıncı gibi vasküler faktörler (normal basınçlı glokomda)
Bu risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip olmak kişinin mutlaka glokom geliştireceği anlamına gelmez; ancak bu grupta yer alan kişilerin düzenli aralıklarla göz içi basıncı ve optik sinir kontrolü yaptırması önerilir.
Akut Glokom Krizi: Acil Durum
Dar açılı glokomda göz içi sıvısının drenaj yolu aniden ve tamamen tıkanabilir. Bu durumda göz içi basıncı saatler içinde çok yüksek seviyelere çıkar ve optik sinirde hızlı, kalıcı hasara yol açabilir. Akut glokom krizi, oftalmolojide acil müdahale gerektiren durumlardan biridir.
Bu belirtilerin birlikte ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları acil servisine başvurulmalıdır. Akut kriz sırasında göz içi basıncını hızla düşürmek amacıyla ilaç tedavisi uygulanır, ardından tıkanıklığın tekrarlamasını önlemek için lazer iridotomi gibi kalıcı bir çözüm planlanır. Krizin süresi uzadıkça optik sinirdeki hasar riski artar; bu nedenle erken müdahale görmenin korunması açısından belirleyicidir.
Tanı Yöntemleri
Glokom tanısı tek bir testle değil, birbirini tamamlayan birkaç muayene ve tetkikin birlikte değerlendirilmesiyle konulur. Kliniğimizde bu değerlendirme için aşağıdaki yöntemler kullanılır.
- Göz İçi Basıncı (GİB) Ölçümü
- Tonometri yöntemiyle göz içi basıncının milimetre cıva (mmHg) cinsinden ölçülmesidir; glokom değerlendirmesinin ilk basamağıdır.
- ZEISS Humphrey Görme Alanı Testi
- Görme alanının merkezden çevreye doğru haritalanmasını sağlayan, glokoma bağlı fonksiyonel kaybın erken saptanmasında referans kabul edilen bir testtir.
- OPTOVUE OCT ile RNFL Analizi
- Optik koherens tomografi cihazıyla retina sinir lifi tabakasının (RNFL) kalınlığı mikron düzeyinde ölçülür; optik sinirdeki yapısal incelme görme alanı bulgularından önce tespit edilebilir.
- Pakimetri
- Kornea kalınlığının ölçülmesidir; ince kornea ölçülen göz içi basıncı değerinin gerçek değerden farklı çıkmasına neden olabildiğinden sonuçların doğru yorumlanmasında önemlidir.
- Gonyoskopi
- İris ile kornea arasındaki drenaj açısının özel bir lensle doğrudan görüntülenmesidir; açık açılı ve dar açılı glokom ayrımı bu muayene ile yapılır.
- Fundus (Optik Sinir Başı) Muayenesi
- Optik sinirin görünümünün, çukurlaşma (cupping) derecesinin ve kanamaların değerlendirildiği doğrudan göz dibi muayenesidir.
Bu tetkiklerin belirli aralıklarla tekrarlanması, hastalığın stabil mi yoksa ilerleyici mi olduğunun anlaşılması için gereklidir. Kliniğimizin tanı ve takip sürecinde kullandığı cihazlar hakkında detaylı bilgiye
Kliniğimizin Donanımısayfasından ulaşabilirsiniz.Tedavi Basamakları
Glokom tedavisinde temel hedef, göz içi basıncını optik sinirin tolere edebileceği bir düzeye indirerek mevcut hasarın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır. Tedavi genellikle en az invaziv seçenekten başlanarak kademeli olarak ilerletilir.
1. Basamak
Göz İçi Basıncını Düşürücü Damla Tedavisi
Aköz humor üretimini azaltan veya drenajını artıran çeşitli etken maddelerdeki damlalar, glokom tedavisinin ilk ve en yaygın basamağıdır. Damlaların düzenli ve doğru teknikle kullanılması tedavi başarısının temelini oluşturur.
2. Basamak
SLT Lazer (Selektif Lazer Trabeküloplasti)
Damla tedavisine yanıtın yetersiz kaldığı, damla kullanımında güçlük yaşanan veya bazı hastalarda ilk seçenek olarak ELLEX lazer cihazı ile uygulanan, trabeküler ağın drenaj kapasitesini artırmayı amaçlayan ayaktan bir lazer işlemidir.
3. Basamak
Cerrahi Tedavi ve Xen Stent
Damla ve lazer tedavisine rağmen göz içi basıncı kontrol altına alınamadığında veya hasar ilerlemeye devam ettiğinde, Xen jel stent uygulaması veya diğer glokom cerrahisi yöntemleri gündeme gelir.
Bu basamaklar arasındaki geçiş, hastanın göz içi basıncı seyrine, görme alanı ve OCT bulgularındaki değişime, damla toleransına ve genel sağlık durumuna göre hekim tarafından bireysel olarak belirlenir. Bazı ileri vakalarda basamaklar sırasıyla değil, doğrudan daha etkin bir tedaviyle başlanabilir.
Damla Tedavisinde Uyumun Önemi
Glokom damlaları etkisini yalnızca düzenli kullanıldığında gösterir. Damlanın unutulması, yanlış zamanda uygulanması veya erken bırakılması, göz içi basıncının fark edilmeden tekrar yükselmesine ve optik sinir hasarının sessizce ilerlemesine yol açabilir. Hastalar genellikle damlayı kullanmadıkları dönemlerde herhangi bir rahatsızlık hissetmedikleri için tedaviyi aksatmanın riskini gözden kaçırabilir.
Damla uygulaması sonrası göz kapağının hafifçe kapatılıp gözyaşı kanalının bir-iki dakika nazikçe bastırılması, ilacın sistemik emilimini azaltarak hem etkinliği artırır hem de olası yan etkileri sınırlar. Birden fazla damla kullanılıyorsa uygulamalar arasında en az beş dakika ara verilmesi önerilir.
Hasar Geri Dönüşsüzdür: Amaç Mevcut Görmeyi Korumak
Optik sinir liflerinde bir kez oluşan kayıp, günümüz tıbbi imkanlarıyla geri kazandırılamaz. Bu nedenle glokom tedavisinin gerçekçi hedefi, kaybedilen görmeyi geri getirmek değil, halihazırda mevcut olan görme alanı ve görme keskinliğinin daha fazla kayba uğramasını önlemektir.
Bu gerçeklik, erken tanının ve tedaviye düzenli devam etmenin neden bu kadar kritik olduğunu açıklar. Tedaviye erken başlanan ve düzenli takip edilen hastalarda görme fonksiyonlarının uzun yıllar korunması mümkün olabilirken, tanının gecikmesi durumunda kayıp daha ileri evrede fark edilir ve geri döndürülemez.
Glokom Hakkında Sık Sorulan Sorular
İlgili sayfalar
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hekim muayenesinin yerine geçmez. Tedavi kararı kişiye özeldir ve muayene sonrası verilir.
Muayene ve değerlendirme randevusu
Göz sağlığınızla ilgili sorularınızı Op. Dr. Ferşat Muhacir ile değerlendirebilirsiniz. Muayene sonrası size özel bilgilendirme yapılır.